Cilt temizliğinde dikkat edilmeli: ‘Buharlaşma etkisi’ cildi kurutuyor…

Pek çok kişi, yüzünü yıkadıktan sonra cildin suyla temas halinde kalmasının nemlendirme sağladığı yanılgısına düşer. Fakat suyun cilt yüzeyinde uzun müddet kalması ve havayla temas ederek buharlaşması, cildin gözetici bariyerini zayıflatan bir süreç. Yüzeydeki su molekülleri gaza dönüşüp havaya karışırken, cildin en üst katmanındaki doğal yağları ve nem faktörlerini de peşinden sürükler. Bu durum, cildin gerilmesine, kurumasına ve hassasiyetinin artmasına neden olur.

Özellikle kış aylarında, ortamdaki nem oranının düşük olması buharlaşma suratını artırır. Yüz yıkandıktan sonra cildin büsbütün ıslak bırakılması yerine, pak ve yumuşak bir havluyla yahut kağıt havluyla “tampon hareketlerle” fazla suyunun alınması gerekir. Cildin “hafif nemli” bırakılması en ülkü tabandır.
İLK 60 SANİYE ÖNEMLİ
Nemlendirici uygulamasının zamanlaması da bu süreçte hayati kıymet taşır. Gözeneklerin en açık olduğu ve cildin emilime en hazır olduğu anın, yıkama sürecinden sonraki birinci 60 saniye olduğu belirtilir. Cilt hafif nemliyken sürülen serum yahut kremler, su moleküllerini cilde hapseder ve buharlaşmayı pürüzler. Şayet cilt büsbütün kuruduktan sonra nemlendirici sürülürse, eserin emilimi %40 oranında azalır.

Uzmanlar, yüzü kurulamak için kullanılan havluların hijyenine de dikkat çekiyor. Nemli kalan banyo havlularının bakteri yuvasına dönüştüğü, bu nedenle yüz için başka ve sık değiştirilen bir havlu yahut tek kullanımlık yüz silme mendilleri tercih edilmeli. Gerçek kurutma ve süratli nemlendirme rutini uygulandığında, kışın görülen pullanma ve matlık şikayetleri büyük ölçüde azalır.



